← BLOG/İCRA VE İFLAS HUKUKU

Tasarrufun İptali Davası Nedir? Şartları, Süreleri ve Uygulaması

Yazar
Av. Gökçen GEDİK
Yayın
12 Ekim 2026
Okuma Süresi
10 dk
Tasarrufun İptali Davası Nedir? Şartları, Süreleri ve Uygulaması

Tasarrufun iptali davalarında hukuki süreç nasıl ilerlemelidir, borçlunun mal kaçırması nasıl önlenir, tasarrufun iptali davası hangi şartlarda açılır? Gerekli olan tüm yasal süreci ve atmanız gereken adımları bu rehberde derledik.

Tasarrufun İptali Davası Nedir?

İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 277. ve devamı maddelerinde düzenlenen bu dava; borçlunun, alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla yaptığı hileli işlemleri alacaklı bakımından geçersiz saymayı hedefler.

Bu davanın temel amacı, borçlunun alacaklılarından mal kaçırmak için üçüncü kişi veya kişilerle yaptığı geçerli tasarruf işlemlerini, geçersiz kılarak bu malların üzerinde icra işlemleri yapılabilmesi için malvarlığına geri dönmesini sağlamaktır. Yani borçlunun malları üzerinde henüz tasarruf yetkisinin kısıtlanmadığı dönemde alacaklılarına zarar vermek ve mal kaçırmak kastıyla yaptığı devir işlemlerini iptal ettirerek, üzerinde tasarrufta bulunulan mallar sanki borçluya aitmiş gibi bu malın haciz ve satışını isteyerek alacaklı, borcunu almayı hedeflemektedir.

Tasarrufun İptali Davasının Şartları:

Tasarrufun iptali davasının açılabilmesi için yalnızca borçlunun mal kaçırma kastının olması yeterli değildir. Bazı şartlar aranmaktadır:

·         Geçerli ve gerçek bir alacak bulunmalıdır.

·         Söz konusu borç tasarruftan önce doğmuş olmalıdır.

·         Borçlu hakkında icra takibi başlatılmış ve bu takip kesinleşmiş olmalıdır.

·         Alacaklının elinde kesin veya geçici aciz vesikası bulunmak zorundadır.

·         İptal davasına konu olan tasarrufun yapılmasından itibaren 5 sene içinde açılmış olmalıdır.

Hangi İşlemler İptal Edilebilir?

İcra İflas Kanunu iptal edilebilecek olan tasarrufları 3 başlık altında toplamıştır:

İVAZSIZ TASARRUFLARIN BUTLANI:

Madde 278

Alışılmış hediyeler dışında, geçici veya kesin aciz belgesinin ya da aciz belgesi niteliğinde olan haciz tutanağının düzenlendiği yahut iflasın açıldığı tarihten önceki bir yıl içinde yapılan bütün bağışlamalar ve ivazsız tasarruflar iptale tabidir.

Aşağıdaki tasarruflar bağışlama sayılır:

a) Gerçek değerine uygun olarak ivazlı olduğu ispatlanmadıkça altsoy ve üstsoy, üçüncü derece dâhil kan hısımları, son bir yıl içinde evlilik birliği sona ermiş olsa bile eşi ve üçüncü derece dâhil kayın hısımları, evlat edinenle evlatlık, ortak konutta yaşayan kişiler arasında yapılan tasarruflar.

b) Aksi ispatlanmadıkça, sözleşmenin yapıldığı sırada, kendi verdiği şeyin gerçek değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyatla kabul ettiği sözleşmeler.

c) Uygun bir karşılığın sağlandığı ispatlanmadıkça, borçlunun kendisine veya üçüncü bir kişi yararına ömür boyu gelir sözleşmesi ya da intifa hakkı tesis ettiği sözleşmeler yahut ölünceye kadar bakma sözleşmeleri.

İlgili madde hükmüne göre yapılan her ivazsız işlem iptale tabi değildir. Bu doğrultuda;

Ø  Aciz belgesinin veya aciz belgesi niteliğinde olan haciz tutanağının düzenlendiği,

Ø  Yahut iflasın açıldığı tarihten önceki 1 yıl içinde yapılan,

Ø  Alışılmış hediyeler dışındaki bütün bağışlamalar ve ivazsız tasarruflar iptale tabidir.

Maddenin ikinci fıkrası ise bir karine teşkil eder. Yapılan tasarruf karşısında bir ivaz verilmiş gibi görünse bile aşağıda açıklanan durumlar iptale tabidir:

Yakın akrabalık bulunan kişiler arasındaki tasarruflar:

1)      Altsoy ve üstsoy,

2)      Üçüncü derece dâhil kan hısımları,

3)      Son bir yıl içinde evlilik birliği sona ermiş olsa bile eşi ve üçüncü derece dâhil kayın hısımları,

4)      Evlat edinenle evlatlık,

5)      Ortak konutta yaşayan kişiler arasında yapılan tasarruflar KARİNE OLARAK bağışlama sayılır.

İşlemin gerçek değerine uygun bir ivaz karşılığı yapıldığı ispatlanmadıkça yukarıda sayılan kişiler arasında yapılan tasarruflar iptale tabidir.

Bedeller arasında açık fark bulunan işlemler:

Borçlunun üzerinde devir işlemini yaptığı malın bedeli ile gerçek değeri arasında açık fark bulunan işlemler aksi ispatlanıncaya kadar bağışlama sayılır ve iptale tabidirler.

Diğer Sözleşme Türleri:

Borçlunun kendisine veya üçüncü bir kişi yararına;

Ø  Ömür boyu gelir sözleşmesi,

Ø  İntifa hakkı tesis ettiği sözleşmeler,

Ø  Ölünceye kadar bakma sözleşmeleri için uygun bir karşılığın verildiği ispatlanmadıkça yukarıdaki sözleşmeler bağışlama sayılırlar ve iptale tabidirler.

ACİZDEN DOLAYI BUTLAN

Madde 279 

Aşağıdaki tasarruflar borcunu ödemeyen bir borçlu tarafından hacizden veya mal bulunmaması sebebi ile acizden yahut iflasın açılmasından evvelki bir sene içinde yapılmışsa yine batıldır:

1- Borçlunun teminat göstermeği evvelce taahhüt etmiş olduğu haller müstesna olmak üzere borçlu tarafından mevcut bir borcu temin için yapılan rehinler;

2- Para veya mutat ödeme vasıtalarından gayrı bir suretle yapılan ödemeler;

3- Vadesi gelmemiş borç için yapılan ödemeler.

4- Kişisel hakların kuvvetlendirilmesi için tapuya verilen şerhler.

Bu tasarruflardan istifade eden kimse borçlunun hal ve vaziyetini bilmediğini ispat eylerse iptal davası dinlenmez.

İcra İflas Kanunu bu madde ile yalnızca borçlunun mal kaçırmasının değil aynı zamanda borçlunun alacaklılarının arasından bazı alacaklılarını seçerek şüpheli sayılabilecek işlemler yapmasının da önüne geçmek istemiştir. İcra iflas Kanunu’nun 279. maddesi, borçlunun aciz içinde olduğu dönemde yaptığı belirli işlemlerin geçersizlik yaptırımı ile karşılaşacağını hükme bağlar. Bu maddedeki işlemler karşılığı olan işlemlerdir; ancak borçlunun içinde bulunduğu mali kriz anında yapılmış olmaları onları sakatlamaktadır.

Bu madde kapsamındaki işlemlerin batıl sayılabilmesi için; işlemin, hacizden, aciz belgesi düzenlenmesinden veya iflasın açılmasından evvelki bir yıl içinde yapılmış olması gerekir.

Kanun, hangi işlemlerin dürüstlük kuralına aykırı ve alacaklıları zarara uğratma amacı taşıdığını sınırlı şekilde saymıştır:

Ø  Mevcut Bir Borç İçin Verilen Yeni Rehinler: Borçlu, daha önceden rehin vermediği veya rehin verme taahhüdü altında olmadığı halde, halihazırdaki bir borcu için alacaklısına rehin hakkı veriyorsa bu durum o alacaklıyı diğerlerine göre haksız bir rüçhan hakkı sahibi yapar. Haksız olarak diğer alacaklıların önüne geçen rehin hakkı sahibi alacaklıya tanınan bu hak iptale tabidir.

Ø  Mutat Olmayan Ödeme Vasatlarıyla Yapılan Ödemeler: Borçlunun borcunu para veya çek gibi alışılmış araçlarla değil de örneğin elindeki ticari malları vererek ödemesi, mal kaçırma karinesi olarak kabul edilir.

Ø  Vadesi Gelmemiş Borçların Ödenmesi: Borçlunun, vadesi henüz gelmemiş bir borcu erken ödemesi, alacaklılar arasındaki dengeyi bozmaktadır. Mevcut borçlarını ödemekte zorlanan birinin, vadesi gelmeyen borcu ödemesi hayatın olağan akışına aykırıdır.

Ø  Kişisel Hakların Tapuya Şerh Edilmesi: Satış vaadi, kira veya önalım gibi kişisel hakların, alacaklıların takibini zorlaştıracak şekilde tapu kütüğüne şerh verilmesi de bu kapsamdadır.

Tüm bunların dışında ayrıca ilgili madde 3.kişinin iyi niyetini de korumaktadır. Buna göre borçlunun yapmış olduğu tasarruftan faydalanan kişi eğer borçlunun aciz halinde bulunduğunu bilmediğini ispat ederse söz konusu işlem iptale tabi olmaz.

ZARAR VERME KASTINDAN DOLAYI İPTAL:

Madde 280

Malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun, alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu malî durumun ve zarar verme kastının, işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hâllerde iptal edilebilir. Şu kadar ki, işlemin gerçekleştiği tarihten itibaren beş yıl içinde borçlu aleyhine haciz veya iflâs yoluyla takipte bulunulmuş olmalıdır.

Üçüncü şahıs, borçlunun karı veya kocası, usul veya füruu ile üçüncü dereceye kadar (bu derece dahil) kan ve sıhri hısımları, evlat edineni veya evlatlığı ise borçlunun birinci fıkrada beyan olunan durumunu bildiği farz olunur. Bunun hilafını üçüncü şahıs, ancak 279’uncu maddenin son fıkrasına göre ispat edebilir.

Ticari işletmenin veya işyerindeki mevcut ticari emtianın tamamını veya mühim bir kısmını devir veya satın alan yahut bir kısmını iktisapla beraber işyerini sonradan işgal eden şahsın, borçlunun alacaklılarını ızrar kastını bildiği ve borçlunun da bu hallerde ızrar kastıyla hareket ettiği kabul olunur. Bu karine, ancak iptal davasını açan alacaklıya devir, satış veya terk tarihinden en az üç ay evvel keyfiyetin yazılı olarak bildirildiğini veya ticari işletmenin bulunduğu yerde görülebilir levhaları asmakla beraber Ticaret Sicili Gazetesiyle; bu mümkün olmadığı takdirde bütün alacaklıların ıttılaını temin edecek şekilde münasip vasıtalarla ilan olunduğunu ispatla çürütülebilir.

İİK madde 280 genel olarak borçlunun yapmış olduğu tüm kötü niyetli tasarrufları kapsar. Bu madde borçlunun yapmış olduğu “dürüstlük kuralına” aykırı tüm işlemleri içine almaktadır.

Ø  Genel İspat Şartı: Zarar Verme Kastı ve Borçlunun İçinde Bulunduğu Durumun Bilinmesi: Aciz halindeki borçlunun alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı işlemlerin iptali için;

1. Borçlu, alacaklılarını zarara uğratma (mal kaçırma) amacıyla hareket etmelidir,

2. Borçlunun içinde bulunduğu mali durum ve borçlunun zarar verme kastı üçüncü kişi tarafından biliniyor veya bilmesini gerektiren açık emareler bulunmalıdır,

3. İşlemin yapıldığı tarihten itibaren 5 yıl içinde borçlu aleyhinde icra takibinde bulunulmuş olmalıdır,

4. Sayılan bütün şartlar aynı anda var olmalıdır.

Ø  Karine Yoluyla İspat Kolaylığı: İptal edilmesi istenen işlemin yapıldığı üçüncü kişi eğer ki borçlunun;

1. Karı veya kocası,

2. Alt veya üstsoyu,

3. Üçüncü dereceye kadar (bu derece dahil) kan ve kayın hısımları,

4. Evlat edineni veya evlatlığı ise borçlunun aciz halinde bulunduğunu bildiği kabul olunur.

Üçüncü kişi borçlunun durumunu bilmediğini ispat ederse iptal davası dinlenmez.

Ticari İşletme Devirlerinde Özel Durum: Ticari işletmenin tamamının veya önemli bir kısmının devri durumunda, devralan kişinin borçlunun alacaklılarına zarar verme kastını bildiği kanunen kabul edilir. Bu karineden kurtulmak için devrin; en az 3 ay önceden alacaklılara yazılı bildirilmiş olması, iş yerine ilanlar asılması veya Ticaret Sicili Gazetesi ile duyurulmuş olması gerekir. Bu şartlar yerine getirilmemişse, devir "mal kaçırma" olarak değerlendirilir.

Tasarrufun İptali Davasını Açabilmek İçin Gereken Süre Ne Kadardır?

İptal davası tasarrufun yapıldığı tarihten itibaren 5 yıl içerisinde açılmalıdır. Bu tarihin geçmesiyle dava açma hakkı düşer. Mahkeme bu süreyi kendiliğinden gözetir.

Tasarrufun İptali Davalarında Yargılama Usulü, Görevli Ve Yetkili Mahkeme Nelerdir?

Tasarrufun iptali davalarında görevli mahkeme genel olarak Asliye Hukuk Mahkemesidir. Ancak istisna olarak tasarrufun iptali davası hacizde istihkak davasına karşı açılırsa görevli mahkeme istihkak davasına bakan icra mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise borçlu veya üçüncü kişinin yerleşim yeri mahkemesidir. İcra ve İflas Kanunu kapsamında açılan bu dava, basit yargılama usulüne göre görülüp karara bağlanır.

Tasarrufun İptali Davası Kime veya Kimlere Karşı Açılır?

1.      Borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya

2.      Borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile

3.      Bunların mirasçıları aleyhine açılır.

Bunlardan başka, kötü niyet sahibi üçüncü şahıslar aleyhine de iptal davası açılabilir. İptal davası iyi niyetli üçüncü şahısların haklarını ihlal etmez.

Tasarrufun İptali Davalarında İhtiyati Haciz İstenebilir Mi?

Hâkim, iptale tabi tasarrufların konusu olan mallar hakkında alacaklının talebi üzerine ihtiyati haciz kararı verebilir. Teminat yatırılmasının gerekli olup olmadığı ve miktarı mahkemece takdir olunur. Eğer dava konusu olan mal elden çıkarılmış ve dava artık o malın yerine geçen değere yönelmişse, teminat yatırılmadan ihtiyati haciz kararı verilemez. Davalılardan herhangi biri davacının alacağını ödediği takdirde, dava mahkemece reddedilir. Bu durumda hâkim, olayın özelliklerine göre ya taraflardan her birini masrafları ödemekle yükümlü tutar ya da bu masrafları aralarında belirlediği oranlarda paylaştırır.

Tasarrufun İptali Davası Sonucu Geri Vermenin Kapsamı Nedir?

Davanın kazanılması halinde, alacaklıya davanın konusu olan mal üzerinde cebri icra yoluyla hakkını alma yetkisi tanınır.

·         Taşınmazlar Bakımından: En önemli usuli kolaylık buradadır. Taşınmazın mülkiyeti üçüncü şahıs üzerinde kalmaya devam eder; yani tapu kaydının düzeltilmesine gerek yoktur. Alacaklı, bu mahkeme kararıyla doğrudan icra dairesine giderek, üçüncü şahıs adına kayıtlı olan taşınmazın haczini ve satışını talep edebilir.

Eğer iptale konu mal, üçüncü şahıs tarafından bir başkasına devredilmişse, dava o şeyin bedeline dönüşür.

Üçüncü şahıs, elinden çıkardığı malın değeri oranında nakden tazminata mahkûm edilir. Bu tazminat miktarı, davacı alacaklının asıl alacağından daha fazla olamaz.

Hukuk sistemi, iptal davasını kaybeden üçüncü şahsı tamamen korumasız bırakmaz. Üçüncü şahıs, iptal kararı nedeniyle mal varlığında meydana gelecek eksilmenin borçludan tahsil edilmesini yani borçluya rücu edilmesini aynı dava içinde talep edebilir. Mahkeme, üçüncü şahsın bu talebinin asıl iptal davasını geciktirmesine izin vermez; gerekirse bu talebi ayırarak asıl davayı hızla sonuçlandırır. İptal davasını kaybeden kişi, borçluya ödediği bedeli veya verdiği şeyi borçludan ya da borçlu iflas etmişse iflas masasından geri isteme hakkına sahiptir.

Alacaklının ve İyiniyetli Bağışlananın Durumu

·         Eski Hakların Kazanılması: Geçersiz bir işlem sonucunda kendisine yapılan ödemeyi veya malı geri vermek zorunda kalan bir alacaklı, bu işlemle kaybettiği eski haklarını tekrar kazanır.

·         İyiniyetli Bağışlananın Korunması: Kendisine karşılıksız bir devir yapılan kişi, eğer borçlunun zarar verme kastını bilmiyorsa, malın tamamından değil; sadece dava açıldığı sırada elinde kalan miktardan sorumludur. Eğer malı elinden çıkarmış ve para harcanmışsa, iyiniyetli kişinin sorumluluğu o oranda azalır.

SONUÇ :

Hem alacaklı hem de borçlu veya devralan üçüncü kişi sıfatıyla karşılaşılan uyuşmazlıklarda, tasarrufun iptali süreçlerinin hukuki zeminde eksiksiz şekilde yönetilmesi ve haklarınızın güvence altına alınması adına hukuki danışmanlık almak büyük önem taşır. Konuyla ilgili detaylı bilgi almak, somut dosyanızı birlikte değerlendirmek ve yol haritası belirlemek üzere ofisimizi ziyaret edebilir ya da bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Yazar
Av. Gökçen GEDİK
Yazımcı Avukatlık Bürosu